Edebiyat

ENGELLENEN HAYAT

ZORLANMA Sadettin Uyar’ın kına gecesinde; oyunlar oynandı ve yemekler yenildikten sonra, Hasan’dan dua etmesi istenmesi üzerine; Hasan, böyle şeylerden kaçınmasına rağmen kına gecesinin havasını bozmamak için ellerini açtı ve kısa bir dua etti, millet "Âmin," dedi. Hasan kına gecesine şenlik katmak için: — Allah'ım, burada bulunanların gelmişini geçmişini, soyunu sopunu... Millet kahkaha atmaya başladı. Hasan: — Allah'ım, gülenleri gülmeyenlerden eyle. Millet gülmekten yerlere serildi. Kahkahalar, gülüşmeler gece boyunca devam etti. Hasan, Florya’dan Eminönü’ne aldığı yolcu ile sahil yolunda ilerliyordu. Bugün sahil yolunun deniz tarafı bayağı bir kalabalıktı. İş makineleri sahilde kaçak yapılmış kafeleri, çay ocaklarını ve büfeleri polis ve zabıta eşliğinde yıkmaya çalışıyordu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi sahilde adım başı kaçak yapılmış bu binaları yıkmakta kararlı idi. Büyük kavgalar oluyordu, buraların sahipleri mafya tarzı adamlardı. Buraları terk etmek istemiyorlardı. Hasan, dikkatli bir şekilde yoluna devam ediyordu. Birden Hasan’ın önüne polisten kaçan birisi fırladı. Hasan dikkatli sürdüğü için acı bir fren yaptı ve adam taksisinin önünde ayağı kayıp havalandı ve tam taksinin önüne düştü. Hasan ve yolcu çok korkmuştu. Polis gelip bir hamlede adama yerde kelepçeyi takıp götürdü. Hasan’ın kalbi ilk defa bu kadar çok acımıştı çünkü bir kızı olacaktı. Hasan, Eminönü’nde yolcuyu bırakmıştı. Burası da karışacağa benziyordu, Çevik Kuvvet'e benzeyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta Timi, Yeni Cami'nin önünde bekliyorlardı. Bunlar Eminönü’nün her tarafını parsellemiş seyyar satıcıları buralardan atmak için çalışıyorlardı. Hasan, "Buralar da karışacak," deyip direksiyonu Galata Köprüsü'ne, oradan da Beşiktaş yönüne kırdı. Hasan’ın bu aralar sırtına bir ağrı saplanıyor ve biraz sonra geçiyordu. Hasan endişeleniyordu fakat "Geçer," deyip aldırmıyordu. Dinlenmeye ihtiyacı vardı ama taksinin borcunu yeni bitirmiş oldukları için paraya ihtiyaçları vardı. Babasının çalışma şekli yine aynı devam ediyordu. Taksiyi kahvenin önünde yatırıyordu. Hasan kendini zorluyordu, işten sonra direkt eve geçiyor, dinlenmeye çalışıyordu. Sırtına ağrı saplandığı zaman banyoya girip ağrıyan sırtına sıcak su tutuyor ve rahatlıyordu. Annesi ve eşi çok endişeleniyordu. Bebek Camii’nde öğle namazını kılmış, taksiye binecekken oradan bir yolcu gelmiş, "Eminönü," demişti. Hasan endişelenmiş fakat şimdiye kadar uzun veya kısa mesafe hiçbir yolcuyu reddetmemişti. Bunun bereketini de görmüştü. Kısa mesafe diye alınmayan yolcuları almış ve o yolcuyu indirdikten sonra da çok uzun mesafeli yolcular alıyordu. Kısa mesafe yolcular da para üstünü bahşiş olarak bırakıyordu. Yolcu ile Eminönü istikametine doğru gidiyordu. Radyoda dün vefat eden Kâzım Koyuncu’nun şarkısı çalıyordu: Ağasar'ın balını da Gel salını salını Ağasar'ın balını da Gel salını salını Adam cebinde taşır Senin gibi gelini Adam cebinde taşır da Senin gibi gelini Oy Asiye, oy Yolcu: — Hay yaşa! Hasan: — Eyvallah abi. Yolcu: — Kâzım Koyuncu, Laz şarkılarını en iyi söyleyen kişiydi. Hasan: — Aynen! Abi, öbürleri biraz zorlama. Yolcu: — Aynen öyle. Radyo, yayını son dakika sesiyle, "Samsun'a bağlanıyoruz," deyip Samsun’dan canlı yayına başladı. Evet, şu anda yıllardır yapımı devam eden; Rus doğalgazını Türkiye’ye taşıyacak olan Mavi Akım boru hattının açılışı yapılıyordu. Açılışa Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin katıliyordu. Yol bitmiş, Eminönü İETT otobüs durağında yolcu inmiş ve tam taksiyi hareket ettireceği zaman bir kıyamet kopmuştu. Sağa sola kaçışan insanlar, ellerinde demir çubuklarla zabıtaya karşı koymaya çalışan seyyar satıcılar yola taşmış, taşlar sopalar havada uçuşuyordu. Hasan, taksiye zarar gelmesin diye taksiyi otobüs durağında otobüslerin arasına çekmiş, bekliyordu. Kalbi küt küt diye atıyordu ve buradan kurtulmanın yollarını arıyordu. Millet korkudan otobüslere sığınmıştı. Bir ara kalabalık, Yeni Cami'nin önüne doğru kaydı. Hasan taksiyi çalıştırıp boşluktan yararlanıp kaçmak için hareket etmeye başlamıştı ki taksinin kapısı açıldı, bacağı bir bezle bağlanmış birisi taksiye bindi, "Abi, Haseki'ye yetiştir beni," dedi. Hasan bir adama baktı, bir sarılı kanlı bacağına baktı. Bir "La havle" çekip Haseki Hastanesi'ne doğru arabayı sürdü. Yolcu bir yandan bacağını tutuyor, bir yandan da belediyeye küfür ediyordu: "Ekmeğimizi elimizden alıyorlar. Allahsızlar, kitapsızlar! Ama dur! Bunlar bir gün kör bir kurşunu yerler, o zaman akılları başlarına gelir." Hasan yolcuyu hastaneye getirmiş ve yolcu üçe beşe bakmadan cebinden çıkardığı parayı taksinin içine fırlatıp acilden içeri girmişti. Hasan, gelin-kaynana kavgasına denk gelmemek için akşam eve geç gitmek istemişti. Ağa'nın yerinde reyting rekorları kıran, Türkiye'nin derinlerinde olanların anlatıldığı, Polat Alemdar, Memati, Abdülhey, Elif karakterlerinin canlandırıldığı Kurtlar Vadisi dizisini izliyordu. Bu dizi saatinde trafik olmaz, sokaklar ve caddeler boşalır, herkes evine veya kahveye gider, bu diziyi izlerdi. Evde üstünde ders çekerken giyindiği beyaz cübbesi, başında beyaz sarığı ile ders çektiği odada, elinde tespih, sırtındaki ağrı ile "La ilahe illallah" zikrini çekiyordu. Sonra tavan açıldı ve gökyüzü göründü.

İlgili Yazılar

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

Yorumlar (0)

Yorum Yaz