Edebiyat

ENGELLENEN HAYAT

TELEFON Cevizlibağ’da üst geçidin altına taksiyi çekmiş, yolcu bekliyordu. Hiç durmadan akan araç ve insan seline bakıp "Bu kadar insan ne yapıyordu!" Bitmek bilmeyen bu koşuşturmadan sıkılıp kendini Anadolu’nun küçük bir kasabasında, tarlaların arasında yürürken hayal etti. Sessiz sakin bir derenin kenarında oturup gözlerini kapatıp suyun sesini ve kuşların ötüşünü dinlediğini hayal ederken bir bayan yolcu gelip taksinin ön koltuğuna oturdu ve "Yenimahalle" dedi. Hasan’ın tecrübeleri; takside ön koltuğa oturan bayan yolcuların sıkıntılı olduğunu söylüyordu. Hasan içinden "La havle" çekti ve taksiye binip yola çıktı. Bakırköy Yenimahalle’ye geldiklerinde yolcu, Hasan’ın vitesteki elini tuttu. Hasan, kendisine ihtirasla bakan yolcuya: — Bu ateş, ateşte yanmaya dayanabilir misin? dedi. Yolcu neye uğradığını anlamaya çalışır gibi Hasan’a dehşet içinde baktı ve elini Hasan’ın elinden çekip taksi ücretini sormadan cebinden çıkardığı parayı taksimetrenin önüne bıraktı ve eli ayağına dolaşmış bir hâlde sendeleyerek indi ve gitti. Yoluna devam eden Hasan, "Ya Rabbi; beni imtihana tutuyorsun, benim imanımı sağlam tut," diye dua ederek ilerledi ve iki yabancı bayan yolcu alıp Bahçelievler Çocuk Esirgeme Yurdu’na götürdü. Şimdiye kadar dış duvarlarını gördüğü yurdun içine girmiş; devletin bütün imkânlarını seferber ettiği, içinde spor sahalarının, yüzme havuzlarının ve oyun alanlarının ve kimsesiz çocukların olduğunu gördü ve anne ve babası olduğu için Rabbine şükrederek çıkıp gitti. Şirinevler Meydanı’nda yolcu beklerken taksinin arka koltuğunun kenarında bir cep telefonu gördü ve telefonu alıp incelemeye başlayınca telefonun yabancı dilde ve şarjının bitmek üzere olduğunu görüp, Çocuk Esirgeme Yurdu’na bıraktığı bayanlardan düştüğünü düşünüp eve gitti ve telefonu şarja takıp öğle yemeği niyetine ufaktan bir şeyler atıştırdı. Telefonun şarjı yetecek kadar dolduğunda çıkıp çalışmaya devam ederken çalan telefonu açıp: — Alo. Telefonda Türk bir bayan: — Telefonun sahibi benim komşum. Türkçe bilmediği için ben arıyorum, telefonu kaybetmişler fakat nerede kaybettiklerini bilmiyorlar. Hasan: — Hanımefendi, takside düşürdüler, ben taksiciyim. Bayan: — Biz Yenimahalle’deyiz, getirir misiniz? Hasan: — Ben de Osmaniye’deyim, size yakınım. Yenimahalle taksi durağına geçin, geliyorum. Bayan: — Tamam. Bekliyoruz. Yenimahalle taksi durağına vardı. Orada Çocuk Esirgeme Yurdu’na bıraktığı iki yabancı bayan ve yanlarında telefonda konuştuğu Türk bayan onu bekliyordu, onlara korna çaldı ve 3 bayan gelip taksiye bindiler. Hasan telefonu arkadaki 2 yabancı bayana uzattı. Önde oturan Türk bayan yolcu: — Kaptan çok teşekkür ederiz. Bizi Galleria’ya bırakır mısın! Hasan: — Tamam abla. Hasan taksiyi Galleria’ya sürdü. Yolcular gulyabani görmüş gibi Hasan’a bakıyordu. Yolcu: — Kaptan, arkadaşlar bunu size vermemi istedi, şu parayı alır mısınız! Hasan: — İstemem. Yolcu: — Ama. Hasan: — Aması yok, her zaman başıma gelen bir olay. Bu durumlarda taksimetre ücreti alıyordum ama bu sefer yakındaydım. O yüzden bunu alamam. Yolcu: — Senden bir şey isteyebilir miyim! Hasan: — Buyurun. Yolcu: — Biz ve bu hanımlar ara sıra taksi kullanırız. Telefon numaranızı verseniz de böyle durumlarda sizi arasak da siz gelseniz bizi götürseniz olmaz mı! Hasan: — Bu teklif bana her zaman geliyor fakat mesela ben Kadıköy’de olacağım, atıyorum siz Yenibosna’dasınız, oradan kalkıp size gelemem ki! Yolcu: — Haklısınız. Hasan yolcuları bırakmış ve yabancı bayanların ısrar ile verdiği yabancı sigaradan yakmış ilerlerken Erbay abisi aramış ve "Akşam buluşalım, sana diyeceklerim var," dedikten sonra radyoyu açtı. Ay tutulur gülüşünü gördüğü zaman vefasız. Gökyüzünde yüzün saklı baktım her zaman hayırsız. Baktım her zaman vefasız. Hasan akşam Ağa’nın yerinde, Türkiye’nin darbe tarihini anlatan "Hatırla Sevgili" isimli dizisini izliyordu. Abisi gelmiş ve çaylarını yudumluyorlardı. Erbay: — Hasan, yarın belediyeye gel. Bizim müdür Yenibosna’daki Ender Çikolata Fabrikası muhasebe müdürü ile konuştu, oraya iş görüşmesine gideceksin. Hasan: — Abi seni verene şükür. Erbay, siyah bir yarış atının üstünde belediyeye doğru gidiyordu! Hasan gözlerini açtı, rüya gördüğünü anladı. "Hayırdır inşallah," dedi. Kalkıp abdest aldı, odasına geçti, gece namazı kıldı ve tespihini alıp tarikat dersini çekmeye başladı. Hasan ve abisi Bahçelievler Belediyesi’nin Ruhsat Müdürü’nün odasında idi, çay içiyorlardı. Müdür birazdan Hasan’ı Ender Çikolata Fabrikasına gönderecekti. Hasan çalan cep telefonuna baktı, arayan numara 0216 ile başlıyordu, yani İstanbul’un Anadolu Yakası’nın kodu idi. Hasan telefonu açtı. Telefonda bir bayan: — Hasan Güner ile mi görüşüyorum? Hasan: — Evet, buyurun. Bayan: — Hasan Bey, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden olan BİMTAŞ’tan arıyorum. İş başvurunuz kabul oldu. Evraklarınızı hazırlayıp pazartesi günü Altunizade’de bulunan genel müdürlüğümüze gelin!

İlgili Yazılar

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

Yorumlar (0)

Yorum Yaz