Edebiyat
ENGELLENEN HAYAT
ŞAŞIRMA
Ailecek evdeydiler ve bu ara "Ben kardeş istiyorum, adı da Yusuf olsun," diye tutturan Talha her zamanki gibi Hasan'ın kucağında idi. Tunahan, Basrihan’ı hırpalamak için fırsat kolluyor. Zeynep hamile idi, Adem’in kepçe kulakları havada idi. Ayşe ise bütün güzelliği ile beşiğinde uyuyordu. Evlerinde bir neşe vardı. Evdeki tek sorun taksi idi; babanın şoförlerle anlaşamadığı için devamlı şoför değiştiriyordu. Hasan ile babası masrafları ikiye bölmüşlerdi; baba evin kirasını, taksinin kirasını ve masraflarını karşılayacak, Hasan ise evin faturaları ve iaşesini ve diğer masrafları karşılayacaktı. Hasan bu durumdan memnundu ama babası kendi isteği olan bu bölüşmeden memnun değil gibi duruyordu.
Erbay:
— Hasan işe alıştın mı?
Hasan:
— Alışmaya çalışıyorum da! Anlayamadığım şeyler var.
Erbay:
— Nedir onlar?
Hasan:
— Salih diye bir arkadaş var, adam hiç işe gitmiyor. Bir de bana sordu ki: "Sen kimin referansı ile işe girdin?" Ben de "Abimin," dedim. O da "İştirakler Daire Başkanı, benim hanımın amcası olur," dedi.
Adem:
— Yapma ya. Yani dedi ki benden kork.
Erbay:
— Bizim belediyede de aynı tipler var. Bunlara şaşırma.
Hasan:
— İkizdereli Yaşar ve Oflu Salih sıkıntılı tiplere benziyor, onlardan uzak durmaya çalışıyorum.
Adem:
— Amiriniz nereli?
Hasan:
— Ordu Mesudiye’nin Üçyol diye beldesi var, oranın belediye başkanı imiş, seçimi kaybetmiş, şimdi burada idare ediyor. Gelecek seçimlere hazırlanıyor. Bir de herkese borcu var.
Erbay:
— Desene kırık çok.
Hasan:
— Hem de nasıl! Mesela bakkalcılığı bırakıp bizde şoför olarak işe başlayan Yaşar ile aynı istikamette servis çekiyoruz. Ben yolumda normal gidiyorum. O arkamda bir giriyor bir çıkıyor. Bazen çok geride kalıyor. Ben de diyorum ki "Bu ne yapıyor?" diye, sonra öğrendim ki beni geçmeye çalışıyormuş.
Adem:
— Adam harbi kırık mı; bakkal, taksiciye âşık atmaya çalışıyor.
Hasan:
— Bir de Veysel abi var, adamın Aydın’ın yerinde gözü mü var anlamadım! Adam, Aydın’ın arkasından çok konuşuyor. Sonra da “Anamı belleyen kadı, kimi kime şikâyet edeyim,” diye söylenip duruyor.
Erbay:
— Onlardan bizim belediyede bir sürü var.
Hasan:
— Refah Partisi'nin düştüğü teşkilattan adam alma yerine yeğenleri, tanıdıklarını ve köylülerini işe alma yanlışına AK Parti de düşecek gibi görünüyor çünkü 12 kişiyiz, teşkilattan gelen 3 kişi!
Erbay:
— Bunu bilerek yapıyorlar. Çünkü teşkilattan gelen adam sağlam adamdır, onların orada olmasında alın teri ve emeği vardır. Onlara her dediğini yapan adam lazım.
Hasan:
— Adem, sen ne yapıyorsun!
Adem:
— Beni Bahçeşehir şubesine gönderdiler.
Erbay:
— Yani nerede sıkıntı var, Adem oraya.
Adem:
— Aynen öyle de şube müdürü maaşı vermiyorlar, müdür yardımcısı maaşı veriyorlar.
Hasan:
— Bunların senden istediği nedir, sana neden bunu reva görüyorlar!
Adem:
— Beni köylü olarak görüyorlar.
Hasan:
— Tabii onlar, paşazade çocukları ya.
Televizyonda son dakika haberi geçiyordu; herkes televizyona dönmüş, "Yine ne oldu bu memlekette, olaysız gün yok mu?" diye şaşkın şaşkın haberleri izliyordu.
Son dakika:
Danıştay binasına silahlı saldırı düzenlendi.
İMP'den Hasan ve Kemal aynı araba ile yola çıkmış, göreve gidiyorlardı. Hasan arabayı sürüyor, Kemal her zamanki gibi şen şakrak bir hâlde anlatıyordu:
— Karbonat Erol diyor ki: "Hasan kırık ama kafası çalışıyor." Ne oldu ki!
Hasan:
— Asıl o kırık. Ramazan ayının son günü aradı ve "Ben fitreyi daha veremedim. Köyde bir fakir var ama şimdi gidemem. Ramazandan sonra gittiğim zaman versem olur mu!"
— Ben de dedim ki: "Fitrenin ramazan ayı içerisinde verilmesi gerekiyor. Sen köyde birini ara, senin adına versin." Ha sen bu adama karbonat niye diyorsun?
Kemal:
— Erol’un cebine gizlice karbonat paketi koyup güvenlikten geçerken arattım; karbonatı esrar diye gösterdik, o da düştü bayıldı.
Hasan kahkaha atarken kısık olan radyonun sesini açtı ve bir de arabanın içinde şiddetli patlamaya benzeyen bir sesle Kemal ve Hasan refleksle savrulmaları arabaya da yansıyıp araba kontrolden çıkar gibi olurken, Hasan savrulan arabayı düzelttikten sonra:
Kemal:
— Hasan, o neydi öyle! Zannettim ki tır çarptı bize!
Hasan:
— Ben de zannettim ki bomba patladı.
Kemal:
— Lan ne bombası! Kırık seni, radyonun sesini bu kadar açarsan olacağı budur.
Hasan:
— Hayatında hiç böyle bir başlangıcı olan şarkı gördün mü!
Kemal:
— Görmedim. Senin de direksiyon hâkimiyetin sağlammış ha! Yoksa öbür dünyayı boylamıştık.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz