Edebiyat

ENGELLENEN HAYAT

BOŞLUK Hasan, eşi Fadime sıkılmasın diye, fırsat buldukça abisinin arabasını alıp Bakırköy sahile götürüyordu. Sahilde, çay bahçesinde oturmuş çaylarını içiyorlardı. Fadik: — Hafta sonu Sultanbeyli’ye gidelim. Hasan: — Tamam olsun, gidelim. Teyzeni ara, düğünümüzü kameraya almıştı, onun bandını hazırlasın da gittiğimizde alalım. Fadik: — Tamam, ararım. Hasan: — Fadik, biliyorsun bize sigorta lazım! Yarın öbür gün hastane işlerimiz olur. Fadik: — Ne yapılması gerekiyor? Hasan: — Annem, Talip dayımı aradı; beni Köse’de çiftçi olarak gösterip tarım Bağ-Kur’u yaptıracak. Ben de buradan primleri yatıracağım. Fadik: — Babam da aynı sigortadan emekli. Yıllarca prim yatırdı. Hasan: — Ben sigortalı bir iş bulana kadar böyle idare edeceğiz. Fadik: — Hadi kalkalım. Hasan: — Hadi kalkalım. Hasan, kahvede çalıştığı işi bırakıp da takside çalışmaya başlayan Erbay abisinin taksiyi getirmesini bekliyordu. Babası sabah öğlene kadar çalışıyor, öğlen abisi alıyor, o da akşam ne zaman taksiyi getirirse Hasan taksiyi alıyor, sabaha kadar çalışıyordu. Abisinin kazandığı hep abisine kalıyor, ondan taksinin anaparasını dahi almıyorlardı. Bir boşluk içinde idiler. Bu taksinin üç aileyi birden götürmeyeceği aşikârdı ama yapacak bir şey yoktu. Abisi taksiyi akşam yedide getirmiş ve Hasan, taksiyi alıp yollara düşmüştü. Akşam çalıştığı için sohbetlere gidemiyordu. Takside çalışırken namazlarını aksatmamaya özen gösteriyordu. Bazen akşam namazı zamanında yolcu oluyor, trafikte sıkışıp kalıyor, o da arabanın içinde gözleri ile namaz kılıyordu. Taksiyi yeni değiştirmişlerdi, borç bayağı vardı. O yüzden sabahlara kadar gece hayatının olduğu Taksim, Ortaköy, Aksaray, Tarlabaşı gibi eğlence mekânlarının olduğu yerlerde çalışıyordu. Bu yerlerin parası da çoktu, belası da! Saat gecenin 4’ü olmuş, İstiklal Caddesi’nde, Galatasaray Lisesi’nin yanında Tarlabaşı’na çıkan yolda yolcu bekliyordu. Akan insan seline bakıyordu. İstiklal Caddesi; Taksim Meydanı’ndan başlayıp sağlı sollu eski taş apartmanların, iş hanlarının, eğlence mekânlarının ve kiliselerin sıra sıra dizildiği Karaköy Tünel’e kadar yayalaştırılmıştı. Tek araç geçişi Çukurcuma’dan girip Galatasaray Lisesi’nin yanından geçip Tarlabaşı’na çıkan yoldu: Burada hayat hiç durmuyordu. Her halinden sızmak üzere olduğu belli olan bir bayan geldi ve taksiye bindi, “Tozkoparan,” dedi. Hasan taksiyle Tarlabaşı, Şişhane, Unkapanı Köprüsü’nden Haliç’e doğru sürmeye devam ediyordu fakat yolcu sızmıştı. Öylece duruyordu. Biraz sonra Tozkoparan’a gelmiş ve kadına nerede ineceğini sormuş, kadın etrafa bakmış nerede olduğunu çıkarmaya çalışıyordu. Epey bir sağa sola baktıktan sonra “Şu köşeden dön,” dedi ve “Dur,” dedi ve taksi parasını vermeden aşağıya inince Hasan da hemen peşinden indi ve taksi parasını istedi. Bayan yolcu, acayip acayip Hasan’a baktı ve sendeleyerek yere yığıldı. Kadın sızmış mıydı yoksa taksi parasını vermemek için numara mı yapıyordu, belli değildi. Hasan bir sağa baktı bir sola baktı, kimsecikler yoktu. “Allah sizi kahretsin,” dedi ve taksiye binip çekip gitti. Sinirli sinirli taksiyi Şirinevler’e sürdü. İki kere yolcunun, taksi parası ödemeyip “Şu dükkândan bir şey alıp döneceğim,” deyip dükkânın öbür kapısından çıkıp gittiği çift kapıya denk gelmişti. Bunların birisi kadın, birisi de erkekti. Bir de taksi parası vermemek için ortalığı velveleye verip Hasan’a bıçak çeken kadına denk gelmişti. “Ben bunlarla mı uğraşacağım,” deyip sürüyordu, sonra okunan sabah ezanı ile sakinleşti. Pazar günü abisinden arabayı almış, Fadik’le Sultanbeyli yolunda, Boğaz Köprüsü’nün üzerinde Fadik’e dönüp: Hasan: — Fadik, Çamlıca’da Belediyenin sosyal tesisleri var, çok güzel bir yer, bütün İstanbul’u seyredebilirsin orada. Gel oraya gidelim, orada kahvaltı edelim. Ondan sonra Sultanbeyli’ye gideriz. Fadik: — İstemiyorum. Hasan: — Çamlıca’yı gezmek için insanlar taaaa yurtdışından geliyor. Biz de yanından geçiyoruz. Görmek istemiyorsun! Hem ne olacak? 1 saat sonra gideriz Sultanbeyli’ye. Fadik, hiç oralı bile olmadı. Hasan sinirlendi ve arabayı sert bir şekilde Sultanbeyli’ye doğru sürdü. Oysaki o evliliği başka hayal etmişti, zamanı ve mekânı yaşamak istiyordu. Fakat istediği gibi olmamıştı. Sultanbeyli’de, Fadik’in baba evinde idiler. Yemekler yendikten sonra Hasan müsaade istedi. Kaynana Münire: — Hayırdır Hasan, nereye? Hasan: — Ayten teyzemgile gidiyorum. Kaynana: — Ne var onlarda, her gelmende onlara gidiyorsun? Hasan kaynanasına sert bir bakış attı: — Sen de her geldiğimde aynı şeyi yapıyorsun! Yok teyzemgile niye gidiyorsun, yok burada otur. Hayırdır, bu eve bir daha gelmeyeyim mi, onu istiyorsun? Kaynana, Hasan’ı hasta olarak gördüğü için onu hafife almıştı herhalde! O sıra Ramazan devreye girdi: — Teyzeni gör de gel benim minibüste muavinlik yap. Hasan: — Bakarız. Hasan sinirli bir şekilde çıktı ve teyzesine gitti. Orada biraz kaldıktan sonra Hayrani ile öğretmenlerin buluşup kâğıt oyunu oynadıkları yere gittiler. Epey oturduktan sonra Ramazan’ın yanına geçti ve minibüste Ramazan’a muavinlik etti. Ramazan, onların evdekiler içinde sağlam karaktere sahip tek kişi idi, onunla takıldı. Sonra Fadik’i aradı ve erken çıkalım, Üsküdar’a Aziz Mahmut Hüdayi Camii’ne gidip oradan sahile inip Kız Kulesi’ne gitmeyi teklif etti, fakat Fadik’ten ret cevabı alması ile boşluğa düştü. Akşam 10 gibi arabayla Şirinevler yolunda idiler. Hasan: — Kaset ne oldu? Aldın mı? Fadik: — Teyzem kaseti kaybetmiş. Hasan: — Yuh be, sen de inandın! Veya beni inandırmaya mı çalışıyorsun! Fadik: — Amaaaaaan öyle dediler, hem olsa ne olur olmasa ne olur. Hasan: — Ne mi olur! Ben sana söyleyeyim: — O kaset bizim hatıramız olacaktı. — Düğün gecesi, ananın uzun bir süre sana sarılırken senin boynundaki paraları çaldığına dair söylentiler var, ona bakılacaktı. — Şimdi kaset kayboldu deyince insanların şüpheleri daha da çoğalacak, sana öfke duyacaklar. — Senin anan seni düşünmüyor, bari bırak da biz düşünelim. — Bir de baştan belli idi, kamera olayını sizinkilerin üstlenmesinden. — Ha bir de, benim akrabalarım oğullarına almak için senin kız kardeşlerini soruyor. Ben bundan sonra onları ret edeceğim. Ne oluyormuş gördün mü! Hasan, arabayı boşlukta sürüyormuş gibi oldu; yine gök yarıldı ve uzay boşluğunu görüyor gibi oldu.

İlgili Yazılar

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

Yorumlar (0)

Yorum Yaz