Edebiyat

ENGELLENEN HAYAT

ALIŞMA Sabah ikinci olarak aldığı Ahmet yine geç kalmış, birinci aldığı Semih beklediği için sıkılmış, üçüncü ve dördüncü aldığı Fisun ve Zehra soğukta dışarıda bekledikleri için sinirlenmişti. Hasan "La havle" çekip yoluna devam etti. İş yerinde, Aydın’ın odasında oturuyorlardı. Aydın: — Hasan, arabada sıkıntı mı var? Hasan: — Sana kadar geldi ise mevzuyu biliyorsundur. Aydın: — Burası yeni kurulmuş bir birim, zaman içinde herkes birbirine alışacak. Ha bu arada Ayfer bana geldi, senin onunla Metin için konuştuğu söyledi, istemiyor. Kırgındı. Bir daha bu konulara girme. Hasan: — Tamam Aydın abi. Hasan odadan çıkıp şoförler odasına geçti. Her zamanki gibi Aytaç ve Metin uykuya dalmıştı. Selam verdi, bir kenara geçip oturdu ve Aydın’ın odasından aldığı Akit gazetesini karıştırmaya başladı. Orta sayfadaki Hasan Karakaya’nın yazısını şaşkınlık içinde okumaya başladı. Bugünkü yazıda, Cübbeli Ahmet'in kaset olayını anlatırken Cübbeli'yi yerden yere vuruyordu. Yıllarca okuduğu Hasan Karakaya’nın bu fitnenin körükleyicisi olmasını hazmedemeyip, "Anlamıyorum, bu haberleri diğer gazetelerin vermesi gerekirken bunlar veriyor. Tabii yaa, bunlar aslında birbirlerini sevmez görünüp masa altında el tutuşanlardan," deyip gazeteyi masaya bırakıp dışarıya çıkıp sigarasını yaktı ve "Dur bakalım daha neler yaşayıp, görüp alışacağız," diye söylendi. Otoparktan aşağıdaki Kasımpaşa Spor Stadyumu'na bakarken İMP'deki ikinci makam şoförü Hüseyin selam verdi: — Hasan, nasılsın? Alıştın mı buraya! Hasan: — Alışmaya çalışıyorum. Hüseyin: — Senin gibi adamlar için zor olur ama alışırsın. Hasan: — Abi sen ve Aytaç hangi makama bakıyorsunuz? Hüseyin: — Burada iki bölüm var. Bir tanesi bu Suriçi denilen Tarihî Yarımada ve hocası Cengiz Eruzun, ona Aytaç bakıyor. İstanbul’un diğer yerleri ve hocası Hüseyin Ateş, ona da ben bakıyorum. Hasan: — Abi bu hocalar kimdir, necidir! Hüseyin: — Hüseyin Hoca Yıldız Teknik Üniversitesinin emekli rektörü. Cengiz Hoca ise Mimar Sinan Üniversitesinin emekli dekanı. Bir de bunların altında hocalar, mimarlar, şehir plancıları, tarihçiler ve haritacı var. Burası İstanbul’u planlamak için kurulmuş bir yer. Biz ise idari tarafıyız. Cengiz Hoca ve Hüseyin Hoca, Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın üniversiteden hocaları. Hasan: — Anladım abi, bir de sen aramıza takılmıyorsun? Hüseyin: — Aytaç gibi olamamak için. Hasan: — Abi biraz açar mısın? Hüseyin: — Normalde makam şoförlerine makam sahibinden başkası görev veremez. Ama bizim Aydın, normal şoförler orada varken kasıtlı olarak makam şoförlerini göreve yolluyor. İlk buraya geldiğimiz zaman Aytaç'a yaptığını bana da yapmaya çalıştı ama yemedi. O yüzden sizin orada takılmıyorum. Hasan: — Bunun derdi ne? Hüseyin: — Bilmiyorum. Ha bir de! Hasan, bazen ben burada olmuyorum, Hüseyin Hoca'nın bir yere gitmesi gerekiyor. Sen götürür müsün? Hasan: — İlla sana da makam olayına bulaşacak diyorsun yani. Hüseyin: — Kim bilir!

İlgili Yazılar

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

Yorumlar (0)

Yorum Yaz