Edebiyat

ENGELLENEN HAYAT

2. PATLAMA Gece sırtındaki ağrıyla uyandı. Bu seferki şiddetli idi, banyoya geçti, sıcak su tuttu ama geçmedi. Taksiyi çalıştırdı, annesi ve Adem ile Çapa Tıp Fakültesi'ne gitti. Üniversite hastaneleri de yeni sisteme dâhil edilmiş, isteyen istediği hastaneye gidebiliyordu. Ayrıca özel hastanelere de fark ücreti ödeyerek gidilebiliyordu. Yazılan ilaçlar da bütün eczanelerden alınabiliyordu. Acilden içeri girip muayene olduktan sonra yatış yapılmış, tahliller ve röntgenler çekilmiş, kolunda serum ile yatıyordu; serumun içine katılan kas gevşetici sayesinde ağrısı azalmış, sonuçları bekledi. Sabaha kadar bekledikten sonra doktorun yazdığı ağrı kesici ilaç ile evlerine dönüp yatağa girip uyumuştu. Uyanmıştı, tüm aile üyeleri evdeydi. Annesi büyük Kur'an'ını almış, bir yandan okuyor bir yandan da Hasan’a üflüyordu. Fadik'in gözleri doluydu. Hasan, bu kadar sıkıntıya dayanamamış ve vücudu patlamaya başlamıştı. Hasan'ın aklı doğacak kızında idi, dayanması gerekiyordu. Yataktan kalktı ve banyoya gitti, boy abdesti aldı. Hastane işlerinden kılamadığı namazların kazasını kıldı. "İlahi aşk yolunda, çekilmesi gereken çileleri çekiyorum herhalde, aşkın da hoş kahrın da hoş," dedi. Oturma odasına geçti ve oturdu. Erbay: — Hasan, bizim Köseli, biliyorsun Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim görevlisi. Doktor Ahmet ile görüştüm. Hasan: — Ee abi ne dedi? Erbay: — Durumunu anlattım. O da "Ritim Holter yani günlük izleme cihazı varmış, onu taktırsın ve çıkan raporu bana gönderin," dedi. Annesi: — Oğlum, abin seni götürsün. Hasan: — Anne gerek yok, iyiyim. Doktorun verdiği kas gevşeticiler işe yaradı galiba! Yarın taksiye çıkar, kendimi o tarafa atar bakarım. Kumkapı Sağlık Merkezi'nde idi, ritim holter takılıyordu. Vücudunun çeşitli yerlerine yapıştırılan kablolar kare bir cihazda toplanıyor, o cihazı da boynundan aşağıya doğru asmışlardı ve bu, Hasan’ın vücudunda 24 saat durduktan sonra gelip bu cihazı söküp raporu çıkarıp Hasan’a vereceklerdi. Sağlık merkezinden çıktı ve üzerine kabloları ve cihazı göstermeyecek şekilde uzun kollu bir gömlek giydi ve yoluna devam etti. Radyoyu açtı ve haberleri dinliyordu: Haberlerde, her ne sebepten olursa olsun üniversiteden atılan öğrencilere, üniversiteye kaldığı yerden devam etmesi olanağı veren yasa kabul edilmişti. Bu demek oluyordu ki 28 Şubat sürecinde irticai faaliyet bahanesi ile üniversiteden atılmış öğrencilere üniversite yolu açılmış demekti. Hasan, üniversiteden başörtüsünden dolayı atılan ve onlara destek verdikleri için atılan diğer öğrencileri ve üniversite sınavlarına perukla giden bacısı Nisangül'ü hatırladı; tam küfür edecekti ki dilini ısırıp bir “La havle” daha çekti. Akşam olmuş, Şirinevler Meydanı'na doğru yürürken, Kocasinan Lisesi'nde arkadaşı olan ve Gülen cemaatinin Fen dershanelerinde idarecilik yapan Ahmet'le karşılaşmış, bir kafeye oturup konuşurken Ahmet, Hasan’a isterse onu Metris Cezaevi'nde gardiyan olarak işe başlatabileceğini söylemiş. Hasan bu teklifi, özürlüleri gardiyan yapmadıklarını söyleyip reddetmişti. Hasan, "Vay be," diye, "Şunlara bak! Bu ne iştir, bunun duyurusu yok mu! Sınavı yok mu! Hakkı hukuku yok mu!" diye söyleniyordu. Abisi aradı ve "Ağa'nın yerine gel," dedi. Yönünü değiştirdi. Hasan: — Abi ne oldu! Doktor Ahmet'ten haber mi var? Erbay: — Hasan, Doktor Ahmet ritim holter sonuçlarına bakmış ve beni aradı. Dediği şu: Hasan’ın raporları temiz, hiçbir şeyi yok. Sadece Hasan’da var olan hareket bozukluğundan dolayı, sıkıntı anında vücudu kasılıyor ve bir yerden patlıyor. O yüzden hiçbir şeyi kafaya takmasın. Hasan: — Ben takmıyorum da! Taktırıyorlar abi. Bunu en çok sen iyi biliyorsun. Hatta sana bir anımı anlatayım da gör! Erbay: — Anlat bakalım. Hasan: — Abi, sen beni biliyorsun küçüklüğümden beri namaz kılarım. İlkokul çağlarında, Köse'deyken camiye gitmiştim. Hocanın peşine namaza durduk, tam secde anında beni tanıyan amca kulağıma, "Ne oldu, kudurdun mu!" dedi. Secdeden kalkıp onun üzerine çullanmak istedim. Öyle bir sinirlenmiştim ki! O camiye epey gitmemiştim. Erbay: — Yapma ya! Bu da mı oldu? Şimdi ağzımı bozacağım, tövbe tövbe... Şimdi sana devlet işi bulmamız şart oldu. Hasan: — İnşallah, bekliyoruz.

İlgili Yazılar

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

Yorumlar (0)

Yorum Yaz