Edebiyat

ENGELLENEN HAYAT

2. DÜĞÜN Ailecek Erbay’ın evinde toplanmış, Adem’in düğün işini konuşuyorlardı. Tunahan’dan Basrihan’ı korumak için Basrihan’a tavana asılı beşik yapılmıştı. Tunahan, Basrihan’ı kıskanmış ve fırsat buldukça Basrihan’a vuruyordu. Evdekiler kıskançlığı artmasın diye Tunahan’la ilgileniyorlardı: “Vay benim paşam, vay benim aslanım!” Ama Tunahan’ın gözü, içinde Basrihan’ın olduğu tavana asılı beşikteydi. Bunlar büyüdüğü zaman da birbirlerini yiyeceğe benziyordu. Adem: — Hasan Abi, imam nikâhını halledebilir misin? Hasan: — Yarın Murat Hoca’yı getiririm, nikâhı kıyar. Abim: — Baba, bizim kadınları kınaya götürmek için minibüs bulacaktın, ne oldu? Baba: — Mehmet Ali Şen’e dedim de! Dedi ki: “Minibüsün ön takımı bozuk, minibüs yolda gezme yapıyor, sürebilirseniz alın.” Hasan: — Ben sürerim. Anne: — Ben İlhami ile konuştum, davul zurnayı ayarladı. Nisangül: — Ben, Fadime ve Fatmanur yemekleri hazırlayacağız. Hasan: — Her şey sorunsuz gider inşallah. Bir de taksiyi yenileyecektik, araba buldun mu? Baba: — Sıfır bir Fiat Albea aldım, yarın taksi plakasını takacağım. Evdekiler biraz suskun kaldı. Babalarına bir şeyler demek istiyorlardı ama düğün havasını bozmamak lazımdı. AK Parti Şirinevler Mahalle Teşkilatından Erbay, Yusuf, Murat, Ertaç, Mehmet Ali ve Ozan; Yusuf Erdoğan’ın internet kafesinde toplu oynanan “Half-Life” diye bir internet oyunu oynuyorlardı. Bu onlar için Köselilerin sıkıcı Köse Belediyesi seçimlerini konuşmalarından bir kaçıştı. Akşam Hasan, Murat Hoca’yı aldı ve gelin evine gidip Adem ve Zeynep’in dinî nikâhlarını kıydılar. Ertesi gün Hasan, Mehmet Ali Amca’nın yolda sağa sola gezen minibüsünü alarak kına gecesi için kendi tarafına götürdü. Erkek tarafında kına gecesinde eve geçildiği zaman saz çalması için hemşerisi Mustafa Akgül’ü çağırmıştı. Ve kına gecesi başlamıştı. Davul zurna çalıyor ve halay çekiliyor... Hasan gelenlere hizmet ediyor, Erbay da gelenlere eşlik ediyordu. Bu, ailesinin son düğünü idi. Hasan çok mutlu idi; hep küçük kalan afacan kardeşi büyümüş, evleniyordu. Gecenin ilerleyen saatlerinde Hasan minibüsle gidip kız tarafına bıraktığı kadınları alarak geri getirmiş ve gece damadın yanında kalacaklarla beraber eve geçmişlerdi. Evde yemekler yenildi, geleneksel dayaklı oyunlar oynandı ve gecenin ilerleyen saatlerinde Mustafa Akgül sazı eline almış çeşitli türküler çalıyor, oradakiler de saz eşliğinde türküler söylüyorlardı. Gece böyle geçerken apartmanın giriş katında oturan, genelde akşamları şişenin dibini gören sarhoş tombul yaşlı amca kapıya dayanmış, “Bu ne gürültü?” diye çıkışmıştı. Kapının önünde Hasan ona durumu anlatmaya çalışırken, kapının arasından içeriye bakıp, “Aaa saz varmış, beni niye çağırmadınız?” diye kızmaya başladı. Niye ses yapıyorsunuz diye kapıya dayanan tombul amcamız, sazı görünce “Beni niye çağırmadınız!” diye çıkışmaya başlayınca Mustafa, “Tamam, bu gece de buraya kadar,” deyip sazı topladı ve çıktı gitti. Tombul amca ikna edilerek gönderilmiş ve kına yakma işlemi başlamıştı. Gırgır şamata içinde sohbetler edilip yatıldı. Mehmet Ali’nin kullandığı düğün arabası önde, konvoydaki araçlar arkada, Hasan’ın kullandığı yolda bir sağa bir sola giden minibüs en arkada idi. Kornalar çalınıyor, arabaların teyplerinden oyun havaları açılmış ve gelinin evine varılmıştı. Arabaların aynalarına takılmak üzere kırmızı kurdeleli havlular dağıtılmış ve arabalara takılmıştı. Alkışlar eşliğinde Adem ve Zeynep kol kola evden çıkıp gelin arabasına binmiş ve konvoy halinde düğün salonuna doğru harekete geçmişlerdi. Düğün salonu hıncahınç doluydu. Hasan ve amcaoğulları gelenlere hizmet ediyor, yemekler dağıtılıyordu. Yemekler yetmemiş ve Hasan bir koşuşta pastaneden ne bulduysa alıp gelmiş, misafirlere dağıtmıştı. Murat Hoca vaaz ve sohbet etmiş, takılar takılmış, davetliler çekilmiş... Gelin ve damat gelin arabasına binip konvoy yapılmış ve biraz sonra Mehmet Ali düğün konvoyundan gelin arabasını ayırıp gelin ve damadı Florya’ya götürmüştü. Hasan ve diğerleri Kocasinan Futbol Sahası’nın karşısında, Adem ve Zeynep için tutulmuş dairenin bulunduğu apartmanın önüne geçip beklemeye başlamışlardı. Hasan Mehmet Ali’yi aramış, “Bir durum var mı?” diye sormuş, Mehmet Ali “Sıkıntı yok,” demişti. Hasan beklerken yine dalmıştı! Beyni allak bullak olmuştu. Diğer kardeşlerin düğünlerindeki kalabalıkları, kendi düğününde olmayışını düşünüp peş peşe “La havle” çekti.

İlgili Yazılar

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

ENGELLENEN HAYAT

02 Mar 2026

Yorumlar (0)

Yorum Yaz